Mintonette’deki önceki yazılarımda servis karşılamaya dair gözlemlerimi aktarmış, bu konuyla ilgili çalışma önerileri vermiştim. Bu yazımda da servis karşılama konusuna devam edeceğim.

Eğer oyuncuların servis karşılamayla ilgili teknik becerilerini geliştirmek istiyorsak, onlara doğru, hep aynı tarafa peş peşe servisler attırmamız gerekir. Servis karşılayan oyuncunun sağına, soluna, önüne, üstüne doğru peş peşe 10-15 servis atılmalıdır. Bunu başarabilmenin yolu da takımdaki oyuncuların her yöne etkili servis atabilmelerinden geçer. Eğer takımınızda bu servisleri atabilecek oyuncular yoksa, servis karşılama becerilerini de geliştirebilmeniz mümkün değildir. Bu yüzden öncelikle oyuncularımızın hedefe etkili servis atma becerilerini geliştirmeniz gerekir. Gazetemizin 25. sayısında hem hedefe servis atmayı, hem de servis karşılama becerilerini geliştirecek bir çalışma örneğini “Servis ve Servis Karşılama” başlıklı yazımda yazmıştım. Bu çalışmayı antrenman programlarına alırsanız çok faydalı olacağını zaman içinde göreceksiniz. Burada da belli hedeflere etkili servis atamayan oyuncularınızın direnciyle karşılaşabilirsiniz. Bu direnci kırıp çalışmayı uyguladığınızda da esas olarak onlar yararlanacak ve hedefe daha etkili servis atmaya başlayacaklardır.

Servis Karşılama Çalışmalarında Neler Yapabiliriz?

Aslında bu konu nispeten basit. Konuyu çok zor ve karmaşıkmış gibi sunan antrenörlerimiz oluyor bazen. Ben burada ustalarımdan öğrendiğim uygulamalardan sonra sonuç aldığım bazı yöntemleri anlatacağım.

Bekleme pozisyonunda ayaklar omuz genişliğinden biraz fazla açık, birbirine paralel olacak şekilde servis atan oyuncuya dönük olmalı. Topuklar yerden kesik olmalı. (Bu duruş, servisçi topa dokunmadan biraz önce küçük bir sıçrama yapılarak sağlanabilir.) Dizlerin hafif bükülü olduğu yüksek pozisyonda gövde hafifçe öne eğik, dirsekler vücudun dışında olacak şekilde kollar vücudun yanında olmalıdır.

Zoran Gajiç ustanın deyimiyle “Bekleme pozisyonu, hem servis karşılamada hem de defansta her an koşmaya hazırmış gibi olmalıdır.” Önümüze alabileceğimiz servisleri mutlaka karnın önünde kollarımızı birleştirilerek karşılamalıyız. Eğer sırtımızı kamburlaştırarak topun altına girersek omuzlar kolaylıkla öne gelecektir. Eğer topu önümüze alma şansımız yoksa yan manşet kullanılmalıdır. Top vücudun hangi yanına geliyorsa o taraftaki kolumuzu, topu bilek ve dirsek arasında karşılayacak şekilde ayarlarız. Diğer kolumuzu topun geldiği taraftaki kolla birleştirerek topu pasörün önüne gelecek şekilde yollarız. Yönümüzü, öne alınacak olan ters yöndeki ayakla ayarlamalıyız ve vuruş anında kollarımız yere paralel olmalı. Öndeki omuz biraz aşağıda, diğeri yukarıda olmalıdır. Üstünüze gelen toplar sağ veya sol yana çekilerek yan manşetle karşılanmalıdır. Topa omuzların uzantısında vurmalı, top geriye kaçarsa, arkaya dönüp geriye manşet kullanılmalıdır. Sporcular manşetle ısınmayı severler. Bunu değerlendirebiliriz. Manşetle ısınan oyuncular önce birkaç dakika öne manşetle ısınıp, daha sonra da topları birbirlerinin birkaç dakika sağ yanlarına birkaç dakika da sol yanlarına atarak yan manşetle ısınmaya devam edebilirler. Bu ısınma çalışmasını ne kadar çok tekrarlarlar ve gazetemizin 25. sayısında yazdığım çalışmayı uygularsanız yararlı olacağını göreceksiniz.

Antrenörlerimiz yan manşet uygulamasını mutlaka öğrenmelidirler. Önemini kavrayıp sporcularına da öğretmelidirler. Sporcularımız bahsettiğim yan manşet tekniğini maçlarda zaman zaman uyguluyorlar. Çoğu kendi kendilerine edindikleri bu beceriyi el yordamıyla öğrendiler. Benim gözlemlediğim kadarıyla bu alanda en başarılı oyuncu Ziraat Bankası liberosu Murat Tokgöz’dür.

Unutmamalıdır ki, yan manşet önde alınan manşetin alternatifi değildir. Öne alınamayacak toplarda kullanılabilecek en güvenli uygulamadır.

Saygılarımla