ALPASLAN Çetin hocamla sohbetlerimizde sık sık gündeme gelen bir konu var. Kilo fazlası olan sporcular. Kimi oyuncularımızın tahminimce 7-8 kiloya kadar fazlalıkları var. Eğer sporcularımız bu kiloları verirlerse, sıçramaları otomatikman 15cm’e kadar artacak ve toplara daha hızlı bir şekilde gidebilecekler. Takımların diyetistenleri, doktorları ve kondisyonerleri bu sorunu çözmemeleri çok şaşırtıcı.
Dünya şampiyonasında oynayan U18 kız takımımızla ilgili birçok eleştiri yapılabilir ama yaşlarının henüz küçük olduğunu unutmayalım. Çok rahat final oynayabilecekken bu gerçekleşmedi ama beni esas üzen, büyük kulüplerin altyapılarında yer alan çocuklarımızın milli takımlarımızı kendi kulüplerinden daha aşağıda görmeleri oldu. Demek ki kulüplerin de bu doğrultuda yönlendirmeleri var. Milli takımdaki antrenörlerini küçümsemeler, teknik kadrodaki diğer görevlileri beğenmemek gibi.
Geçen yazımda altyapı milli takımlarımızdaki Vakıfbank’lı sporcularımızın servis karşılamada neden başarılı olamadıklarını sormuştum. Cevabını vereyim: Çünkü 40-50 sene öncesinin yöntemleri ile çalışıyorlar. Artık daha etkili servis atılıyor ve buna karşı geliştirilen yöntemler var. Üstelik bu yöntemleri geliştirenler Brezilyalılar ve Fransızlarla birlikte İtalyanlar. A takımda en iyi antrenörleri, kondisyoneri, fizyoterapist ve masörleri kadrosunda bulunduran bu kulübümüz altyapıda neden buna önem vermiyor. Ülkemizdeki en kapasiteli çocukları bünyelerine almaları Türk voleybolunda çok büyük bir hizmet. Onları yetiştirecek antrenörlerle birlikte en iyi kondisyoner, fizyoterapist ve diyetisyenlerle çalışmak zorunluluk olarak görülmeli. Bu eksikler giderildiğinde taşlar yerine oturacak, hem çocuklarımız sık sık sakatlanmayacaklar hem de daha iyi bir gelişim çizgisi yakalayacaklardır.